Bresser şirketi, Hasankeyf’te Zeynel Bey Türbesi’ni taşıyarak OECD Rehberini ihlal etme şikayetiyle karşı karşıya

Posted on Updated on

+++ Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi +++ Hasankeyf Matters +++ FIVAS – Uluslararası Su Araştırma Kuruluşu

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi (HYG), Hasankeyf Matters (HKM) ve Norveç’li Uluslararası Su Araştırma Kuruluşu (FIVAS) kısa süre önce yayınlanan İlk Değerlendirme’yi (IA, Initial Assessment) büyük memnuniyetle karşılayıp Bresser şirketi ile yapıcı bir diyaloğun gelişmesini umuyor. İlk Değerlendirmede, Hollanda Ulusal Temas Noktası (UTN) tarafınca kolaylaştırıcılığı yapılabilecek şikayetin içeriğini Bresser ve şikayetçilerle tartışmanın devamı için ortaya koyuluyor. Ulusal Temas Noktası bağımsız bir yapı olup, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nin (OECD) Çok Uluslu Şirketler Rehberi’nin uygulanmasına ilişkin diyalog ve arabuluculuk görevi taşımaktadır.

HYG, HKM ve FIVAS tarafından Hollanda UTN’ye 28 Temmuz 2017 tarihinde sunulan şikayet, Hollanda’da bulunan ve yapı taşımacılığı, yükseltilmesi ve güçlendirmesinde uzman olan Bresser şirketin, Kürtlerin ağırlıkta yaşadığı Türkiye’nin güneydoğusunun bir yerleşim yeri olan Hasankeyf’te Dicle Nehri’nin sol tarafında 15. yüzyılda inşa edilen Zeynel Bey Türbesi’nin 12 Mayıs 2017 tarihinde taşımasında aldığı rol ile insan hakların ihlal edilmesine neden olduğunu iddia etmektedir. Bu türbe 12 bin yıllık yerleşim yeri Hasankeyf’in en önemli eserlerinden birini teşkil etmektedir.

Bu yapının taşıma projesi Türkiye’deki Devlet Su İşleri (DSİ) sorumluluğunda Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında gerçekleştirildi. Eğer Ilısu Projesi tamamlanırsa tarihi kent Hasankeyf’in dışında Dicle Vadisi’nin önemli bir kısmı ile 199 köy tamamen ya da kısmen su altında bırakacaktır.

Hollanda UTN’si İlk Değerlendirmesinde “belirli durum” olarak görülebilecek bu vakanın kısmen daha ileri inceleme gerektiğini belirtmektedir. İlk defa insan hakkı olarak kültürel miras UTN süreçlerinde ele alınmaktadır.

Farklı uluslararası sözleşme ve açıklamalar kültürel mirasa erişim dahil eden kültürel hakların insan haklarının bir parçası olduğunu belirtmektedir. Bunlara örneğin BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICESCR), Kasıtlı Kültürel Miras Yıkımına ilişkin UNESCO Deklarasyonu (2003), BM Kültürel Haklar Alanı Özel Raportörün A/HRC/31/59 Raporu ve BM İnsan Hakları Konseyi 33/20 No.lu Kararı.

Açıklamasında Hollanda UTN’si vurgulayarak ayrıca şunu demektedir: “Bu belirli durumun kısmen değerlendirmeye alınması kararı, somut araştırmaya veya olgu tespitine dayanmadığı gibi, Bresser’in Rehber’i ihlal etmiş olup olmadığına dair bir hüküm de doğurmayacaktır.”

İlk Değerlendirmenin sonucunda şöyle yazılmaktadır, “UTN, bu belirli durumun ele alınmasının, OECD’nin insan hakları arasında yer alan kültür hakkı ve/veya kültür mirası ve onun korunması hakkı konusunda çokuluslu şirketler için koyduğu durum değerlendirmesi tavsiyelerinin netleştirilmesine yardımcı olabileceği kanaatindedir.”.

Şikayetin Özeti

Bresser ile anlaşmazlığımız dört noktada özetlenebilir:

  1. CETS 121 (Onay Kanunu 3534) ve Rehber’de belirtilen kamusal katılımcılık taleplerine göre farklı paydaşlara geniş şekilde danışılmaması.

  2. Bresser’in Zeynel Bey Türbesi’nin taşınma projesinde henüz görülmeyen potansiyel olumsuz etkilerini ortaya çıkarabilecek yeterli durum değerlendirmesinde başarısız oldu. Uygun durum değerlendirmesi sorunları açıklığa kavuşturup şirketin ilgisi ve eylemini beraberinde getirebilirdi.

  3. Görüşümüze göre Zeynel Bey Türbesi’nin taşınması eserin kültürel miras değerini ciddi olarak düşürdü ve bundan dolayı bu insan hakların ihlalidir.

  4. En son olarak, projeyi Rehber ile uyumlu hale getirilmesi için Bresser’in elinde var olan kaldıraç imkanı kullanılmadı.

Bresser’in cevabının özeti

Cevap olarak, Bresser, Hollanda UTN’ye, şikayetin mesnetsiz olduğunu söylemiştir. Bresser, projeden önce ve proje esnasında durum değerlendirmesi yapmış ve ilgili paydaşların görüşünü almış olduğunu iddia etmektedir.

Biz, İlk Değerlendirme’de ana hatlarıyla verilen nedenlerden ötürü (ayrıca bkz. yukarıda 1-4) Bresser’in Rehber’i ihlal etmekte olduğunu ve Bresser’in şu ana kadar vermiş olduğu bilgilerin bu şirketin Rehber’e uygun davranmakta olduğunu kanıtlamaya yetmediğini iddia etmeye devam ediyoruz. Bu hususları dikkatle inceledikten sonra Bresser’in Hasankeyf’teki çalışmaları durduracağını ve Rehber’e uygunluğu sağlamak için gerekli tedbirleri (bu tedbirler taleplerimizde sıralanmışlardır) alacağını umuyoruz.

OECD’nin Rehber’i hakkında

Rehber ve belirli durum süreci, OECD’nin aralarında Hollanda ve Türkiye’nin de bulunduğu 35 üye ülkesi ve ayrıca Rehber’e uymayı tercih etmiş olan 13 ülke tarafından desteklenmektedir. Rehber’in Önsöz’ünde belirtildiği gibi, “Rehberi benimseyen hükümetler, tüm insanların refah ve hayat standartlarının yükseltilmesi düşüncesiyle ulusal ve uluslararası politikaları sürekli geliştirmeyi taahhüt ederler.

.

Rehber’de, büyüklü küçüklü bütün uluslararası şirketler için gönüllülüğe dayanan, yasal bağlayıcılığı olmayan birtakım kurumsal etik standartları ana hatları ile verilmektedir. UTN prosedüründen çıkacak sonuçta yasal bağlayıcılığı olan hiçbir şey olmayacaktır.

Bu süreçten ne elde etmeyi umuyoruz?

İlk Değerlendirme’de belirtildiği gibi, bu belirli durumda, insan hakları hakkındaki bölüm üzerinde durulmaktadır. Rehber’in bu bölümünde, şirketlerin “Faaliyetlerinin içeriği, niteliği büyüklüğü ve insan hakları üzerinde yol açabilecekleri olumsuz etkilerin ciddiyeti dikkate alınarak insan hakları konusunda gerekli incelemeleri yapmaları gerektiği belirtilmektedir (Bölüm IV, madde 5).

Bir OECD belirli durum prosedüründe yer alan sivil toplum temsilcileri olarak, Bresser’in kendisine verilen görevi yorumlayış şeklinin altında yatan mantığı anlamak ve Rehber kapsamında durum değerlendirmesi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için küçük şirketlerin alması gereken tedbirlerin daha net bir şekilde dile getirilmesi yönünde Bresser ve Hollanda UTN ile birlikte çalışmak üzere bu fırsatı değerlendirmekle yükümlü olduğumuza inanıyoruz.

Kültür mirasının zarar görmesinden mustarip insanları temsil eden davacılar olarak, iyi niyetli bir şekilde bu diyaloğa girmek istiyoruz. Bresser’in iyi niyetli olarak tartışmaya katılacağını ve insanların kendi kültür miraslarının gelişimine katılmalarının önemi konusunda mutabakata varacağımızı umuyoruz.

İdeal olarak, gelecekteki tartışmaların sonucunda, kültür mirasını ilgilendiren projelerde durum değerlendirmesi ve ilgililerin görüşünün alınmasına dair standartların daha güçlü ifadelerle dile getirilmesi mümkün olacaktır. Durum değerlendirmesi ve paydaşlar görüşünün alınmasına ilişkin meseleler, bütün sektörler için ve özellikle de tarihin muhafazası ile ilgili olanlar için son derece önemlidirler.