Declaration of the action in Istanbul: For peace to Hasankeyf!

Posted on Updated on

Istanbul-Action

[only available in Turkish:]

Barış için Hasankeyf’e!

Doğaya ve topluma yönelik baskının daha da şiddetlendiği şu günlerde yaşamın ve direncin sembollerinden biri haline gelmiş Hasankeyf’i hatırlamak ve onu yok etmek üzere olan Ilısu Barajı’na karşı durmak için bir araya geldik. Toprak, ormanlar, nehirler, göller, denizler ve kentler neoliberal bir taarruz altında. Kentli ve köylü vatandaşlar hava soluma, su içme ve insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama hakkını hızla kaybetmekte. Barajlar, HES’ler, kömürlü termik santraller, taş ve maden ocakları yaşam kaynaklarımızı yok etmekte.  Hem doğayı, hem de toplumu sömürüp yok eden bu taarruz 7 Haziran seçimlerinden bu yana daha da sertleşti. Sadece Kürt coğrafyasında 150’ye yakın güvenlik bölgesi oluşturuldu. Bu bölgelerde on bin hektardan fazla ormanlık ve bağ-bostanlık alan yakıldı. Pek çok kentte sıkıyönetim ilan edilerek, Cizre’de olduğu gibi halkın hastaneye gitmesi, evine su ve ekmek götürmesi bile yasaklandı. İnsanlar sokakta yerde biriken çamurlu sulardan içmeye mahkûm edildi. 21. yüzyılda görmeye alışkın olmadığımız insanlık onurunu kırıcı manzaralar olağan hale getirildi.

Yok edilen sadece doğa ve insanca yaşama hakkımız değil. Kültür varlıklarımızı da hızla kaybediyoruz. Sadece Kürt coğrafyasına ve Türkiye’ye değil, tüm insanlığa ait olan Hasankeyf’i de kaybetmek üzereyiz. UNESCO’nun belirlediği on Dünya Mirası kriterinden dokuzunu karşılayan Hasankeyf ve Dicle Vadisi geçmişimizi barındırıyor. 12 bin yıllık kesintisiz tarihe sahip bir coğrafya, ömrü elli seneyi geçmeyecek Ilısu Barajı uğruna yok edilmek üzere. Bu barajı durdurmazsak 100 bin insan göçe zorlanıp, yoksullaşacak; sayısız canlı türü yok olacak; Dicle havzasını paylaştığımız ülkeler susuz kalacak ve çevre ihtilafları artacak.

Doğanın yıkımı, toplumun yıkımıdır. Dicle’yi Ilısu Barajı’na hapsetmek isteyenler, Kürt coğrafyasında pek çok kentte sokağa çıkma yasağı getirip, insanları evlerine hapsedenlerle aynıdır. Biz yaşam hakkı savunucuları olarak; devletin toplumsal ve ekolojik yıkımına, baskılarına ve savaşına karşı; birlikte var etmeyi, özgürlüğü ve barışı savunmak için herkesi bu baraja karşı durmaya çağırıyoruz. Baraj yıkımsa, Hasankeyf de yaşamın direnişidir.

‘Dünya Hasankeyf Günü’ olarak ilan ettiğimiz 20 Eylül’de dünyanın pek çok yerinde Hasankeyf için eş zamanlı eylem ve etkinlikler yapılıyor. Batman’da suyun aktığı Dicle’nin kenarında, İstanbul’da insanların aktığı sokaklardayız. Ortak amacımız Hasankeyf’i, Dicle’yi ve aslında yaşamı savunmak. Bunun gerçekleşmesi için ise Ilısu barajı yıkılmalıdır. Dicle özgür akmalıdır. Çünkü Dicle özgür aktıkça, insanlar da özgür yaşayacak. Nehirler aktıkça, hayat var olacak!

Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Hasankeyfi Yaşatma Girişimi

Destekleyenler: Su Hakkı Kampanyası, Jingeh, Kuzey Ormanları Savunması, Yeşil Direniş Gazetesi